Mümkün Seyir

0
990
- Reklam -

Dün akşamki maçtan sonra gelen fazla tepkiler üzerine böyle bir başlık düşündüm. Çünkü “öldük, bittik” gibi bir durum söz konusu değildi ve değil. Bir maç üzerinden fazla övgü ve yergilerin manasızlığı bir kere daha ortaya çıktı.

Bu sezona girerken yaşadığımız endişelerin, olumsuzlukların tam aksine çıkması hepimizi ziyadesiyle memnun etti. Bu memnuniyet, duygusal olarak dün akşamki gibi sonuçlar sonrasında, en azından benim için değişmeyecek.

Bizim hayatın tümüne yayılan kötü huylarımız var. Çoğu şeyi en uçta yaşamayı seviyoruz. Bazı anlar ve durumlar için uçlar güzel ve keyifli olabilir, fakat genele yayılınca insana sürekli sıkıntı veren bir törpü durumuna gelebilir. Birçoklarının ise temel yaşam besininin bu olduğunu düşünüyorum. Onların bu hayatta memnun olabileceği herhangi bir konu olduğunu da düşünmüyor, onlar için şifa diliyorum.

- Reklam -

“Beklenenin aksine” ifadelerini sıkça duyduk, okuduk. Önce kendimize şunu soralım: Ne bekliyoruz? Bu beklentimizin gerçekliği nedir? Beklentilerimiz ve gerçekliğin, birbirine yakın olması için şartlar oturmuş durumda mı?

Galatasaray dün gece, bu sezona başlarken alıştırdığı oyunu sergileyemedi. Evet! Peki bunun neresi mümkün değil? Sezon uzun, üç tane iddialı olduğumuz kulvar var. Ne bekliyoruz mesela? 60 maçta da üst düzey performans mı? Galatasaray sahasında olağanüstü kötü futbol falan oynamadı. Her şeyden önce bu bir derbiydi. Her ne kadar seyircisiz futbol zevksizse de, derbilerin a’sından z’sine farklı yapıları vardır.

Dün akşam doğru yapamadıklarımız oldu, bölüm bölüm kötü oynadığımız anlar oldu, bireysel hataların takıma etki ettiği pozisyonlar oldu. Ama biz “öldük, çok kötüyüz, bu takım nasıl bu kadar değişir” gibi düşünceleri hak edecek kadar kötü değildik.

Galatasaray, bir derbide olması gerekenleri en azından maçın genelinde yaptı, pozisyonlara da girdi. Hatta bir derbi için girilen pozisyon sayısı gayet normaldi.

Şurada anlaşalım; bu takım veya dünya üzerindeki herhangi bir takım, her hafta aynı üst düzey oyunu oynayamaz. Her hafta aynı net skorla geçip gidemez. Biz ne istiyoruz? Dünya üzerinde olmayan ve olmayacak bir hayaller ötesini… Bu sağlıklı bir kafa değil, üzgünüm…

Neler oldu mesela? Sahamızda pozisyon üstüne pozisyon mu verdik? Rakibimiz olağanüstü oyunuyla bizi paramparça falan mı etti? Farklı ve net bir skorla utandık falan mı?… Yapmayın lütfen. Önce kendinize zarar veriyorsunuz. Bu sorularımı, samimi hisleriyle kaybettiğimiz puana üzülen renkdaşlarıma sormuyorum… İyi skor olunca gereksiz, abartı övgüleri buradan uzaya yol olan da aynı tayfa maalesef…

Rakip 13 isabetsiz, isabetli sadece 1 (BİR) şut çekmişken…

Hocaları olacak zat ise bambaşka bir maç izlemiş olacak ki, oyunun hakimlerinin kendileri olduğunu söyledi. Aynı telden vuran bir kısım taraftarımızla bu zat muhtemelen farklı bir kanalı izlemekteydiler… Fatih’i bir kere yerde gördüm, o da ikinci yarıda yan top alırken.

****

Bu maç bir kere daha gösterdi ki; eksiğiz… Bu acı gerçekle sezon içinde umarım defalarca kez yüzleşmeyiz… Evet, pozitif futbol oynamaya çalışan, direnç gücü yüksek bir takımımız var. Evet, futbolumuz ligdeki çok takımdan kırk beden büyük. Ama bazı gerçekleri göz ardı etmek bu takıma ihanet olur! Derinlik çok imkan sunar insanlara. Hayatın tümünde olan bir gerçekliktir bu. İmkansızlıklar imkanı doğurur belki ama, imkan da imkanları pek tabi sürükler peşinden… İmkanın vardır, tok satıcı olursun, zaman içinde daha çok kar edersin mesela. İmkanın vardır, dil öğrenme hızını katlarsın mesela. Futbol da böyle… Galatasaray, uzun maratonun tamamını kaldıracak kadar imkana sahip değil.

Unutmamıza fırsat olmayan pandemi süreci devam ederken, Allah korusun ama yarın bir gün 10 futbolcumuzun virüs sebebiyle kadro dışı olabileceği de net bir gerçek mesela… Dün gece hep beraber izledik, sadece dün gece de değil üstelik son yıllarda artık canımıza tak eden cezalandırmaları da biliyoruz! Bu takım hep lige başladığı gibi kadroyla kalamayacak ki, birazcık makul mantık bunu net şekilde anlatıyor. Sakatlıklardan tüm takımımızı korusun Allah, ama bu futbolun içinde var. Cezalar, sakatlar ve virüs belası… Hangi birisi için “yok olmaz” diyebiliriz?

Bir isteğimiz vardı hep, her zaman dile getirdiğimiz ve her defasında sözler verilmiş olmasına rağmen bir türlü gerçekleşmeyen; kampa tam takım girmek! Hocamız da geçtiğimiz kara sezon bittiğinde, yine bu duruma işaret etmişti. Ve her zamanki gibi yine gerçekleşmedi. Dürüst olalım yahu, kaçımız tüm bu olumsuzluklara rağmen böyle hazır, böyle iyi bir Galatasaray bekliyorduk? Galatasaray adının olduğu yerde umut hep var AMA, kaçımız geçen sezonun ardından böyle iyi bir takım bekliyorduk?

Azılı düşmanlara açılabilen(!) beyaz sayfalar, neden bir kez olsun Hocamıza açılmayıp, O’nun eli rahatlatılmıyor mesela?!

Yönetici, yönetmeye aday olduğu makama talip olurken, her şeyi hesaplayan, en iyi ve en kötü, en ütopik senaryoları bile düşünen kimse olmalıdır. Taliplik durumunu buna göre belirlemelidir… Yöneticiliği de geçtim, herhangi bir insanın hayatından herhangi bir örnekle de açıklayabiliriz. Benim imkanım yoksa, ileride eşimi çocuklarımı mağdur ve rezil edeceksem, evlilik işine girişemem mesela. “Yuva kurana Allah yardım eder” diye bodoslama dalarsam mevzuya, bodoslamanın ağa babasını çok geçmeden görürüm… Eğer girişiyorsam da, hakkını vererek yapmalıyım! Bu ciddi manada büyük meziyet gerektiriyor. Özellikle spor kulüpleri açısından. Lütfen artık eksikliklerimizi tamamlayın… En başta Hoca, sonra bu camia fazlasıyla hak ediyor bunu…

Teknik tarafını sitemiz kurucusu 3 Numaralı Üye’den okudunuz. Benim de birkaç notum olacak;

-Hocanın maç önü röportajında 3 kere vurgu yaptığı “savunmaya dönüş geçişi”, Saracchi’nin yokluğu ve Omar’ın ileri çıkma ve dönme süresinin bazı anlarda uzamasıyla sekteye uğradı. Martin asla kötü değil, ama alışık olunan geçişleri o seviyede göremedik.

-Rakip merkezi iyi kapattı. Taylan bu açıdan maç boyu çok zorlandı. Ona rağmen uzatmalarda yeni girmiş bir “satışçıya” top vermemesi, o süreye kadar hala ayakta diri durması inanılmaz güzel hissettirdi bizlere, hem kendi geleceği, hem takımına katkı açısından.

-Top bu kadar uzun süre ayakta tutulmamalı.

-Luyindama kaliteli ve güçlü bir oyuncu. Topla çıkış ve topla adam eksiltip alan açma çalışmalarını Florya’da yapmalı uzun süre.

-Rakibi rahatça çözebilirdik eğer ki yeterli kıpırdanma olsaydı. Soso’nun ofsayt pozisyonunda sadece 2 pasla top ağlarla buluştu. Babel’ın maçın son anlarında araya kaçırdığı top da başka bir örnek.

-Emre Kılınç yere daha sağlam basınca, büyük katkı verecek. Belki de yerini arıyor.

-Galatasaray kötü ve dirençsiz bir takım değil.

****

Kendisine açılan beyaz sayfayı hunharca sarıyla dolduran hakemin, saç baş yolduran bariz kötülük yapmamasını, bundan dolayı da adil yönetim olduğunu düşünenleri, kendisiyle bir çay içmeye gitmelerini teklif ediyor ve mutluluklar diliyorum.

****

Rakip takımın hocasının ve yine aynı cenahın yemlediği sözde basıncıların yalan rüzgarına kapılmamak lazım. O cenah inatla aynı yalanı tekrar edip duruyor dünden beri. “Maçın üstün tarafı Fenerbahçe’ydi-Fenerbahçe şişirilen Galatasaray’dan çok daha üstün” vesaire gibi adeta yalan rüzgarları estirdiler… Lütfen algımız da açık olsun…

Hatalarımızdan ders çıkaracağımıza inancım tam. Bu takım bu sene çok can yakacak. Bir maçta göklere çıkarmak ve diplere indirmekten artık lütfen vazgeçin. Futbol bütünler sistemi. Eleştirimiz veya övgülerimiz buna göre olmalı. Hayat, sürekli hayalini kurduklarımızla değil, gerçekliğiyle yaşanıyor…

Cimbom başı dik yürür!

twitter: http://twitter.com/ilkeryaziyor

Blog’un kuruluş amacı ve hikayesi için https://www.3numaraliuye.com/3-numarali-uye/ yazısını mutlaka okuyun!-

- Reklam -

Yorum bırak

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen buraya adınızı yazınız